4 Şubat 2021 Perşembe

Hayvan Çiftliği -George Orwell

 


Faydalı işlerde bugün George Orwell yazısı var.Dün akşam bitirdiğim müthiş bir kitap,son sayfalarına kadar bu hayvancıklar ne zaman farkedecekler ne zaman duruma uyanacaklar diye okudum.Biliyorsunuzdur George Orwell'ın 70 yıllık telif süresi 2021 yılında dolduğundan tüm yayınevleri kitapları özgürce basmaya başladılar ben çok önceleri almıştım Can Yayınları baskısını ki Türkiye'deki telif hakkı Can Yayınlarındaydı.Kapak tasarımını sevmiyorum ama Celal Üster tarafından yapılan çevirisi çok iyi.

Hayvan Çiftliği , yaşadıkları çiftlikte eziyet gördükleri için bilge bir domuz önderdiğinde başlatılan ayaklanmayı ve ilerleyen süreçte yaşananları anlatıyor.Hayvanlar üzerinden yapılan göndermeler olağanüstü.

Kitap hepimizin bildiği,

BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR,AMA BAZI HAYVANLAR DAHA EŞİTTİR. 

cümlesi ile kafalarımıza kazanmış durumda.Madem kitap özünde insanı anlatıyorsa biz de o zaman şu  söylem doğru mu diye sormayalım mı?

BÜTÜN İNSANLAR EŞİTTİR,AMA BAZI İNSANLAR DAHA EŞİTTİR.

30 Ocak 2021 Cumartesi

Fahrenheit 451

 

Dostlar,  kardeşler, yoldaşlar sürekli depresif dolaştığım, yorganın altına saklandığım zannedilmesin ben iyi şeyler de yapıyorum. Mesela okuyorum, izliyorum amaaa sizinle paylaşmıyorum özür dilerim.

2021 yılının ilk İstanbul karında içimizi alev alev ısıtacak olan FAHRENHEIT 451 e başladım, yıllardır  okunmayı bekleyen kitaplar arasında kitaplığımda bekliyordu ki dedim yeter, okuma vaktin geldi, size de anlatayım nedir bu kitabın konusu.

451 Fahrenheit kağıdın yanma derecesiymiş , uzak zamanlardan itfaiyecilerin yangınları söndürmek için değil de kitapları yakmak adına yangınlar başlatmak için var olduğu zamanları anlatıyor. Doğrusu okurken bir ara Allah korusun kitaplarım yansa ne kadar üzülürdüm diye kalbim sıkıştı. Konusu itibariyle beni alıp sürükledi diyemeyeceğim ama okurken kendimizi sorgulayacağımız , düşüneceğimiz ,kitapların varlık ve anlamlarını pekiştireceğimiz bir yapıt. Yazarı Ray Bradbury çevirmeni ise Dost Körpe İthaki yayınlarından okudum doğrusu başka yayınevinden baskısı var mı da araştırmadım.

Kitabın detaylı analizi ile sizi boğmak istemem ki haddime de değil analiz falan. Okumak isterseniz güzel istemezseniz kayıpta değilsiniz diyebileceğim bir kitap. Sevenlerine sonsuz saygılarımla.

Kitapların özgür ve sonsuz olduğu bir dünya dileğiyle, hepinize sevgiler


Fotoğrafa tık tık instagram sayfamdasınız :*

Yapamadı Dersiniz.

Yapamadım evet evet evet YA PA MA DIM.

Aynı inançla dolu içim ama yapamadım, mesela her akşam yazacağım dedim, yazamadım, diyete tam gaz başlıyorum dedim başladım ama olması gerektiği gibi sürdüremedim, içimdekileri söküp atacağım dedim ama sızım sızım sızlayarak kanamalarına engel olamadım. Velhasıl yapacağım demekle olmuyor bu işler bilin istedim.

Olacak şüphesiz zaman ilaç olmayacak ama yok diye kabul ettiğimiz her şeye alışmamızı sağlayacak.

Şubat sonu itibariyle 36.yaşıma gireceğim, akıl baali olduğum dönemlerden beri 30lu yaşlarımı hatta artık 40a doğru giden yaşlarımı hiç böyle hayal etmemiştim. Güzel bir yuvam, çocuklarım mükemmel olmasa da sevdiğim sevildiğim bir eşim güzel bir işim olacaktı. Ailemin beni, kardeşlerimi yetiştirirken yaptığı hiçbir hatayı ben çocuklarıma ve eşime karşı yapmayacaktım. Ama olmadı belki de yaradan hataları tekrar etmeyeyim diye hayallerimin gerçekleşmesine izin vermedi kim bilebilir ki. Belki de asırlardır yapılan yanlışları tekrar etmeyelim diye son halka olarak beni seçti. Hiçbir şey artık tekrar etmeyecek dedi bilmiyorum.

Her neyse kardeşim İnsan İnsan ı açmış dinliyor bana da yazarken iyi geldi. Siz de okurken dinleyin belki size de iyi gelecektir.

Bu cumartesi de ışık hızıyla geçti dostlar, Allah izin verirse belki haftaya da görüşürüz, belki bir sonraki haftada. Sağlıcakla kalın... 

25 Ocak 2021 Pazartesi

Hergün Birkaç Satır.

    Size söylemedim değil mi? Her gün yazmaya karar verdim, Ne olduysa anlatacağım ne kadar saçmalayabilirsem o kadar yazacağım. Bir satır için başlayıp sayfalarca yazacağım ya da bu gece sabahlayacağım diyip tek kelime eklemeden kapatacağım ışığı. Yazmak iyileştirir biliyorum, kimseye anlatamadıklarını yazmak. Oradasınız okuyacağınızı da biliyorum ama yalnızmışım gibi,görünmez olup söylenebilecek tüm sözleri söyleyebilecekmişim gibi.

Unutursun Mihribanım

Okurken belki dinlersiniz diye size Abdurahim Karakoç'un Mihriban'a yazdığı şiiri bırakıyorum.

Mihriban

Ayrılıktan zor belleme ölümü...




24 Ocak 2021 Pazar

Gözlerimde Kaybettiğim Işık.

Gözlerimdeki ışığı arıyorum bir süredir. En son nerede ne zaman görmüştüm hatırlamıyorum. nerede bırakmıştım,neden bırakmıştım ya da elimden alınmasına neden izin vermiştim bilmiyorum.

Çocukluktan gelen sevilme,kabul görme,tercih edilme isteklerinin önüne geçemedim sanırım yaşantım boyunca.Sevilmek adına yaptığım herşey daha sonrasında kilolarca ağırlık olarak omuzlarıma yüklendi.Sonra da koca bir kamburla hayatın ortasında tek başıma kaldım.O ağırlığı arttırmaya devam etseydim belki şu anda tek başıma olmayacaktım da olduğumdan daha mutsuz daha ümitsiz olacaktım.

Ben gözlerimdeki ışığı kendimden vazgeçtiğimde kaybettim,hayatımı başkalarının ağzından çıkacak bir kaç cümleye bağladığımda,hep o duymak istediğim cümle gelsin diye beklerken kaybettim ben başkaları için kendim olmaktan vazgeçtiğimde gözlerimdeki ışığı kaybettim.

Ben artık o yüzü solgun,gözaltları çökmüş,neşesini,yaşama hevesini kaybetmiş,hayattan bir beklentisi olmayan kız olmak istemiyorum.Hergün beni biraz daha yok eden korkularımdan,beklentilerimden,kabul görme arzumdan,ümitle beklediğim ama belki de hiçbir zaman gerçekleşmeyecek o saçma sapan hayallerimden vazgeçiyorum.

Ne zaman bilmiyorum ama bir gün belki...

22 Ocak 2021 Cuma

Güneşli Bir Gün.

 

    Oldum olası yaz ayını hiç sevemedim. Hani şu hangi mevsim doğarsan o mevsimi daha çok seversin kehaneti gibi bir durum benimki de . Şubat doğumluyum yağmuru, rüzgarı, karı sadece izlemeyi çok severim. Sıcak ,ter ,nem yok yaz gelsin tatile gidelimler  falan benlik değil. Ama güneş hani içimize yaşama sevinci salan, yüzümüzü güldüren , saklandığımız binaların içinden hepimizi dışarı çıkartan güneş. İşte İstanbul öyle güneşli bugün Beyoğlu’ unda üşütmeyen hafif bir rüzgar ama içimizi ısıtan bir güneş var. Ben de tabii ki cuma saatini fırsat bilip kitaplarımı alıp attım kendimi sokağa kahvemi de aldım yanıma miss gibi 40 dakika, sonra doğruca günün telaşını yaşamaya. Senenin üçüncü kitabı @yapıkrediyayınları ndan #eugenıoborgna ilk defa okuyacağım bir yazar kitap da incecik zaten ama arkadaş tavsiyesi okumazsam olmazdı. Haydi o zaman başlayalım #şubizimkırılganlığımız  

Bir de yeni kahvecimizden bahsedeyim size tabelayı ilk gördüğümde Allah Allah bu nasıl kahveci ismi demiştim de sonra bir baktım meğer ADDİS ABABA ETİYOPYA ve AFRİKA BİRLİĞİ’nin başkentiymiş ayrıca kahvenin de anavatanı olarak görülüyormuş. Ben bir latte sever olarak tam anlamıyla alışık olduğum lezzete ulaşamadım ama yine de makul fiyatları ile şans verebileceğiniz kendinize göre kahve hazırlatabileceğiniz güzel bir kahveci yolları açık olsun.


(laf aramızda ben bu yazıyı instagramda yeni açtığım @denkitaplar sayfası için yazmıştım da orada paylaşınca buraya da ekleyeyim dedim,sonuçta içimden geçenler bunlar :)  )

18 Aralık 2020 Cuma

Blogculuk :)



Şimdi bu ne demek diyeceksiniz ki ben hemen anlatayım.Bloger olmak demek birbirine destek olmak demek.

Bende sevgili deeptone da gördüğüm çekilişi paylaşmak istdim.Doğruyu söylemek gerekirse kitabı da merak ediyor fakat almaya cesaret edemiyordum ki bu da bu paylaşımımı yapmaktaki etkenlerden biridir.

Haydi sizde Depresif Patatesin gönderisine bir bakın.

Güzel kitap ;)


Kitap Çekilisi




17 Aralık 2020 Perşembe

Oldu Da Bitti Maşallah.

Can tatlı tabi,aksini söyleyen olur mu bilemedim.Nerden esti derseniz geçen hafta küçük bir operasyon geçirdim ondan söyledim.Küçük dediğim süresi 30-45dk ama acısı ömürlük sanki.Ne demeyin söyleyemem :)

Pandemi döneminde buna cesaret ettiysem siz düşünün yarattığı rahatsızlığı.Fatih'te özel bir hastanede 1 gece yattım.Aylardır dışarı çıkmayan annem mecburen refakatci olarak yanımda kaldı.Kimseyi yanımda istemedim,telefonu kapattım kimse arasın da istemedim işte değişik bir hal.

45dk lık ameliyatı 45 sene anlatacak malzemem var ama  sizi sıkmak istemem :)


Kısaca can tatlı arkadaşlar CAN TATLI....  

2 Aralık 2020 Çarşamba

Yahya Efendi Türbesi...

 




Çok gezen mi çok okuyan mı bilir derler ya bence her ikisini bir arada yapan en çok bilendir :)

Bir kitap okudum kitapta geçen Türbeyi ziyaret ettim bu durumda ne oluyor en çok bilen ben oluyorum :P

Günlerdir o kadar çok yazmak istiyorum ki anlatamam size,istiyorum da ne oluyor sanki oturup da yazıyor muyum sanki :(  Keyfim yok boşlukta gibiyim depresyon desen değil aslında ne olduğu belli değil.Hep elhamdülillah diyen ama hiç tatminde yaşayamayan bir kulum rabbim bu günümüzü aratmasın.

Gelelim konumuza Yahya Efendi Türbesi de nereden çıktı diyebilirsiniz, anlatayım.

Tarık Tufan'ın son kitabı Kaybolanda adı bir kaç defa geçince sürekli gittiğim Beşiktaş'ta hiç farketmediğim bir yer olduğunu anlayıp utanarak kitabı bitirir bitirmez çaldım türbenin kapısını.Bu arada kitabı da yarın anlatacağım.

Ben türbenin kapısını çaldım, Rabbim de beni Yahya Efendinin evinde huzuruna kabul etti.O kadar güzel o kadar ferah o kadar huzur verici bir yer ki daha önce nasıl görmemeşim, ayda en az 4 defa gittiğim Beşiktaş'ta nasıl o yokuşu farkedip girmemişim bilemedim.Gittim gördüm namaz kıldım dua ettim o güzel manzarada İstanbul'u izledim kedileri sevdim. En kısa zamanda tekrar görüşeceğiz diyerek müsade istedim.

Bu arada hiç bu kadar kediyi bir arada bir bahçede görmemiştim hepsi birbirinden sevimli küçüklü büyüklü onlarca kedi.Hiç köpek olmayışı dikkatimi çekti o ayrı.

Eşsiz bir yer muhakkak gidin ve görün.

Yahya Efendiyi anlatmak bana düşmez onun için size kendisinden bahseden wikipedia linki bırakıyorum.

Yahya Efendi Kimdir?







5 Kasım 2020 Perşembe

Anlamlar Anlamsızlıklar




Bu fotoğrafı sanırım 1 ay önce çekmiştim,Otobüse bineceğim yoldaki istimlak duvarında duruyordu,tek başına etrafında aynı türden giç çiçek yoktu ki görüyorsunuz altı beton.
O kadar güzel göründü ki gözüme,dedim ki ait olmadığın yerde durunca böyle göze çarpıyor her canlı.Hemen kendine anlam oluşturma hali doğdu bende.
Sonra da dedim ki kızım sen her gördüğünden bir anlam çıkarmaya çalışırsan kafayı yersin gördün güzel işte unut gitsin bu kadar olsun sende yarattığı anlam.
Ama yaptım mı bu dediğimi , Hayır.




 Bu fotoğrafı da bu sabah işe giderken Şişhane metrosunu hemen önünde çektim.M7 metro hattı açıldığından beri 2 metro ile geliyorum işe ki dört gözle bekliyordum açılmasınıçok mutlu oldum, sabah  ama özellikle de akşamları çok faydasını görüyorum hattın,sadece araç 4 peron geldiğinden çok kalabalık oluyor sıkıntım bu.
Bu sabah farkında olmadan farklı bir asansör kullanmışım ve kendimi olmadık bir yerde buldum,geri dönmek istemediğimden o yolu kullanarak işe gittim ve geç kaldım :)
Olsun bu sayede çok güzel bir gök kuşağı görmüş oldum.
Her şerde vardır bir hayır.
Bunun anlamı da böyle olsun.


Bu arada bloğuma ziyaretleriniz beni çok mutlu ediyor sevgili deeptone sayesinde bir çok kişi ile tanışma fırsatım oldu.Bloğumun saati bile yanlışmış 2 defada düzelttirebildi bana :)))

Hepinize varlığınız için çok teşekkür ederim.
Güzel günlerde güzel haberlerde görüşmek ümidiyle...

20 Ekim 2020 Salı

Sahnede Bir Hayat / 1984 - Büyük Gözaltı


Dün akşam Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi'nde İBB'nin katkılarıyla hazırlanan 1984 oyununu izledim.

Rutkay Aziz'i sahnede görmeyi çok istemiş fakat oyunları kaçırmıştım ki twiterda İbb nin Kültür Sanat sayfasındaki haberle hemen biletimi aldım.Tek başıma izlemek istedim kendimle başbaşa kalmak istediğim zamanlar yaşıyorum ki bu oyun bunun  için çok iyi geldi.

Öncelikle belirtmeliyim ki biletleri Biletix üzerinden temin ediyoruz ki bu çok sinir bozucu.Bilet ücreti , hizmet ücreti dijital bilet ücreti diye 3-5 demeden ilave bedel tahsil ediyor sizden.Gerçekten çöpe atsam o parayı bu kadar üzülmem.

Oyuna gelince,havalar soğudu malum bende sabahtan depresiftim zaten iptal edecektim ama akşama doğru kalk ve kendin için bir şeyler yap diyerek gittim.Cemil Topuzlu Sahnesini bilenler oranın dolu ve boş hallerini tahmin edebilirler.Doğrusu seyirci çok azdı ve bu beni üzdü.200-300 kişi belki vardık.Alan boş olduğu için de hepimiz önlere doğru alındık.Bu açıdan memnun oldum.

Oyun George Orwell'in 1984 kitabından uyarlanmış yönetmeni Rutkay Aziz ,çok fazla olmasa da kendisini de sahende görüyoruz.

Oyunun odağında Taner Barlar ve Ekin Aksu var.İkisi de çok başarılıydı.Oyun 100dk - 2 perde 

oyunun sonunda Taner Barlas "ÖZGÜRLÜK 2+2=4 DİYEBİLMEKTİR"diye haykırıyor ve ardından Zülfü Livaneli'nin EY ÖZGÜRLÜK şarkısı çalıyor ki o anda tüylerim diken diken oldu.

Kendi adıma soğuk ama keyifli bir geceydi.

Emeği geçen tüm sanat emekcilerine saygılarımla.



Sizin için şarkıyı da buraya bırakıyorum ;)


Ey Özgürlük