24 Ocak 2021 Pazar

Gözlerimde Kaybettiğim Işık.

Gözlerimdeki ışığı arıyorum bir süredir. En son nerede ne zaman görmüştüm hatırlamıyorum. nerede bırakmıştım,neden bırakmıştım ya da elimden alınmasına neden izin vermiştim bilmiyorum.

Çocukluktan gelen sevilme,kabul görme,tercih edilme isteklerinin önüne geçemedim sanırım yaşantım boyunca.Sevilmek adına yaptığım herşey daha sonrasında kilolarca ağırlık olarak omuzlarıma yüklendi.Sonra da koca bir kamburla hayatın ortasında tek başıma kaldım.O ağırlığı arttırmaya devam etseydim belki şu anda tek başıma olmayacaktım da olduğumdan daha mutsuz daha ümitsiz olacaktım.

Ben gözlerimdeki ışığı kendimden vazgeçtiğimde kaybettim,hayatımı başkalarının ağzından çıkacak bir kaç cümleye bağladığımda,hep o duymak istediğim cümle gelsin diye beklerken kaybettim ben başkaları için kendim olmaktan vazgeçtiğimde gözlerimdeki ışığı kaybettim.

Ben artık o yüzü solgun,gözaltları çökmüş,neşesini,yaşama hevesini kaybetmiş,hayattan bir beklentisi olmayan kız olmak istemiyorum.Hergün beni biraz daha yok eden korkularımdan,beklentilerimden,kabul görme arzumdan,ümitle beklediğim ama belki de hiçbir zaman gerçekleşmeyecek o saçma sapan hayallerimden vazgeçiyorum.

Ne zaman bilmiyorum ama bir gün belki...

22 Ocak 2021 Cuma

Güneşli Bir Gün.

 

    Oldum olası yaz ayını hiç sevemedim. Hani şu hangi mevsim doğarsan o mevsimi daha çok seversin kehaneti gibi bir durum benimki de . Şubat doğumluyum yağmuru, rüzgarı, karı sadece izlemeyi çok severim. Sıcak ,ter ,nem yok yaz gelsin tatile gidelimler  falan benlik değil. Ama güneş hani içimize yaşama sevinci salan, yüzümüzü güldüren , saklandığımız binaların içinden hepimizi dışarı çıkartan güneş. İşte İstanbul öyle güneşli bugün Beyoğlu’ unda üşütmeyen hafif bir rüzgar ama içimizi ısıtan bir güneş var. Ben de tabii ki cuma saatini fırsat bilip kitaplarımı alıp attım kendimi sokağa kahvemi de aldım yanıma miss gibi 40 dakika, sonra doğruca günün telaşını yaşamaya. Senenin üçüncü kitabı @yapıkrediyayınları ndan #eugenıoborgna ilk defa okuyacağım bir yazar kitap da incecik zaten ama arkadaş tavsiyesi okumazsam olmazdı. Haydi o zaman başlayalım #şubizimkırılganlığımız  

Bir de yeni kahvecimizden bahsedeyim size tabelayı ilk gördüğümde Allah Allah bu nasıl kahveci ismi demiştim de sonra bir baktım meğer ADDİS ABABA ETİYOPYA ve AFRİKA BİRLİĞİ’nin başkentiymiş ayrıca kahvenin de anavatanı olarak görülüyormuş. Ben bir latte sever olarak tam anlamıyla alışık olduğum lezzete ulaşamadım ama yine de makul fiyatları ile şans verebileceğiniz kendinize göre kahve hazırlatabileceğiniz güzel bir kahveci yolları açık olsun.


(laf aramızda ben bu yazıyı instagramda yeni açtığım @denkitaplar sayfası için yazmıştım da orada paylaşınca buraya da ekleyeyim dedim,sonuçta içimden geçenler bunlar :)  )

18 Aralık 2020 Cuma

Blogculuk :)



Şimdi bu ne demek diyeceksiniz ki ben hemen anlatayım.Bloger olmak demek birbirine destek olmak demek.

Bende sevgili deeptone da gördüğüm çekilişi paylaşmak istdim.Doğruyu söylemek gerekirse kitabı da merak ediyor fakat almaya cesaret edemiyordum ki bu da bu paylaşımımı yapmaktaki etkenlerden biridir.

Haydi sizde Depresif Patatesin gönderisine bir bakın.

Güzel kitap ;)


Kitap Çekilisi




17 Aralık 2020 Perşembe

Oldu Da Bitti Maşallah.

Can tatlı tabi,aksini söyleyen olur mu bilemedim.Nerden esti derseniz geçen hafta küçük bir operasyon geçirdim ondan söyledim.Küçük dediğim süresi 30-45dk ama acısı ömürlük sanki.Ne demeyin söyleyemem :)

Pandemi döneminde buna cesaret ettiysem siz düşünün yarattığı rahatsızlığı.Fatih'te özel bir hastanede 1 gece yattım.Aylardır dışarı çıkmayan annem mecburen refakatci olarak yanımda kaldı.Kimseyi yanımda istemedim,telefonu kapattım kimse arasın da istemedim işte değişik bir hal.

45dk lık ameliyatı 45 sene anlatacak malzemem var ama  sizi sıkmak istemem :)


Kısaca can tatlı arkadaşlar CAN TATLI....  

2 Aralık 2020 Çarşamba

Yahya Efendi Türbesi...

 




Çok gezen mi çok okuyan mı bilir derler ya bence her ikisini bir arada yapan en çok bilendir :)

Bir kitap okudum kitapta geçen Türbeyi ziyaret ettim bu durumda ne oluyor en çok bilen ben oluyorum :P

Günlerdir o kadar çok yazmak istiyorum ki anlatamam size,istiyorum da ne oluyor sanki oturup da yazıyor muyum sanki :(  Keyfim yok boşlukta gibiyim depresyon desen değil aslında ne olduğu belli değil.Hep elhamdülillah diyen ama hiç tatminde yaşayamayan bir kulum rabbim bu günümüzü aratmasın.

Gelelim konumuza Yahya Efendi Türbesi de nereden çıktı diyebilirsiniz, anlatayım.

Tarık Tufan'ın son kitabı Kaybolanda adı bir kaç defa geçince sürekli gittiğim Beşiktaş'ta hiç farketmediğim bir yer olduğunu anlayıp utanarak kitabı bitirir bitirmez çaldım türbenin kapısını.Bu arada kitabı da yarın anlatacağım.

Ben türbenin kapısını çaldım, Rabbim de beni Yahya Efendinin evinde huzuruna kabul etti.O kadar güzel o kadar ferah o kadar huzur verici bir yer ki daha önce nasıl görmemeşim, ayda en az 4 defa gittiğim Beşiktaş'ta nasıl o yokuşu farkedip girmemişim bilemedim.Gittim gördüm namaz kıldım dua ettim o güzel manzarada İstanbul'u izledim kedileri sevdim. En kısa zamanda tekrar görüşeceğiz diyerek müsade istedim.

Bu arada hiç bu kadar kediyi bir arada bir bahçede görmemiştim hepsi birbirinden sevimli küçüklü büyüklü onlarca kedi.Hiç köpek olmayışı dikkatimi çekti o ayrı.

Eşsiz bir yer muhakkak gidin ve görün.

Yahya Efendiyi anlatmak bana düşmez onun için size kendisinden bahseden wikipedia linki bırakıyorum.

Yahya Efendi Kimdir?







5 Kasım 2020 Perşembe

Anlamlar Anlamsızlıklar




Bu fotoğrafı sanırım 1 ay önce çekmiştim,Otobüse bineceğim yoldaki istimlak duvarında duruyordu,tek başına etrafında aynı türden giç çiçek yoktu ki görüyorsunuz altı beton.
O kadar güzel göründü ki gözüme,dedim ki ait olmadığın yerde durunca böyle göze çarpıyor her canlı.Hemen kendine anlam oluşturma hali doğdu bende.
Sonra da dedim ki kızım sen her gördüğünden bir anlam çıkarmaya çalışırsan kafayı yersin gördün güzel işte unut gitsin bu kadar olsun sende yarattığı anlam.
Ama yaptım mı bu dediğimi , Hayır.




 Bu fotoğrafı da bu sabah işe giderken Şişhane metrosunu hemen önünde çektim.M7 metro hattı açıldığından beri 2 metro ile geliyorum işe ki dört gözle bekliyordum açılmasınıçok mutlu oldum, sabah  ama özellikle de akşamları çok faydasını görüyorum hattın,sadece araç 4 peron geldiğinden çok kalabalık oluyor sıkıntım bu.
Bu sabah farkında olmadan farklı bir asansör kullanmışım ve kendimi olmadık bir yerde buldum,geri dönmek istemediğimden o yolu kullanarak işe gittim ve geç kaldım :)
Olsun bu sayede çok güzel bir gök kuşağı görmüş oldum.
Her şerde vardır bir hayır.
Bunun anlamı da böyle olsun.


Bu arada bloğuma ziyaretleriniz beni çok mutlu ediyor sevgili deeptone sayesinde bir çok kişi ile tanışma fırsatım oldu.Bloğumun saati bile yanlışmış 2 defada düzelttirebildi bana :)))

Hepinize varlığınız için çok teşekkür ederim.
Güzel günlerde güzel haberlerde görüşmek ümidiyle...

20 Ekim 2020 Salı

Sahnede Bir Hayat / 1984 - Büyük Gözaltı


Dün akşam Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi'nde İBB'nin katkılarıyla hazırlanan 1984 oyununu izledim.

Rutkay Aziz'i sahnede görmeyi çok istemiş fakat oyunları kaçırmıştım ki twiterda İbb nin Kültür Sanat sayfasındaki haberle hemen biletimi aldım.Tek başıma izlemek istedim kendimle başbaşa kalmak istediğim zamanlar yaşıyorum ki bu oyun bunun  için çok iyi geldi.

Öncelikle belirtmeliyim ki biletleri Biletix üzerinden temin ediyoruz ki bu çok sinir bozucu.Bilet ücreti , hizmet ücreti dijital bilet ücreti diye 3-5 demeden ilave bedel tahsil ediyor sizden.Gerçekten çöpe atsam o parayı bu kadar üzülmem.

Oyuna gelince,havalar soğudu malum bende sabahtan depresiftim zaten iptal edecektim ama akşama doğru kalk ve kendin için bir şeyler yap diyerek gittim.Cemil Topuzlu Sahnesini bilenler oranın dolu ve boş hallerini tahmin edebilirler.Doğrusu seyirci çok azdı ve bu beni üzdü.200-300 kişi belki vardık.Alan boş olduğu için de hepimiz önlere doğru alındık.Bu açıdan memnun oldum.

Oyun George Orwell'in 1984 kitabından uyarlanmış yönetmeni Rutkay Aziz ,çok fazla olmasa da kendisini de sahende görüyoruz.

Oyunun odağında Taner Barlar ve Ekin Aksu var.İkisi de çok başarılıydı.Oyun 100dk - 2 perde 

oyunun sonunda Taner Barlas "ÖZGÜRLÜK 2+2=4 DİYEBİLMEKTİR"diye haykırıyor ve ardından Zülfü Livaneli'nin EY ÖZGÜRLÜK şarkısı çalıyor ki o anda tüylerim diken diken oldu.

Kendi adıma soğuk ama keyifli bir geceydi.

Emeği geçen tüm sanat emekcilerine saygılarımla.



Sizin için şarkıyı da buraya bırakıyorum ;)


Ey Özgürlük

26 Eylül 2020 Cumartesi

Bu fotoğrafı bu sabah , annem odamın kapısını açıp günaydınnnn diye sevgi pıtırcıkları gibi benimle iletişim kurmaya çalışırken  var olan enerjimi konuşarak harcamamak adına elimi sallarken çektim.İçimde bir hüzün var aylar sonra beni buraya tekrar getirecek kadar yoğun bir hüzün.Kimseye anlatamadıklarımı kendime yazacak kadar bir hüzün.

Annem daha beni uyandırmamışken babamın bana Sesiiiiil diye seslendiğini duydum, duymamalıydım.

Babam 2018 Kasımda rahmete kavuştu,duymamalıydım.Odama girmezdi hiç.Okula,sınava,işe geç kalacağımı düşündüğü anlarda koridorun başından dış kapının önünden Sesiiil diye seslenir bende kalktım derdim.

Bu yaşıma kadar hiç uykuda kalmadım ki ben hep vaktinden erken uyandım ama vakit gelene kadar hiç yataktan çıkmadım.

İçimde kara bulutlar,İstanbul'un en kasvetli anlarında büründüğü hal gibiyim.Rüzgar bir o yana bir bu yana sallıyor beni, yağmur desen her yanımı ıslatmış.Avare avare geziyorum sanki sokaklarda.

Dün gece çoook uzun zamandır ağlayamadığım kadar ağladım,kapakları açılmış baraj misali döküldü yaşlar gözümden,sabah da babam Sesiiiil diye seslendi de ben de kalktım işte.

Bu günün hikayesi bu,nedenleri nasılları belli ama yazabildilerim bu.




 

20 Kasım 2019 Çarşamba

Gençlikte Yıkılan Hayaller...

Güne bir mesai arkadaşımın vedası ile başladım.Kardeşimle samimi olması nedeniyle de sarılarak,ağlayarak yolladım çocuğu.Bu satırları yazarken de ağlamaya devam ediyorum.
Ünv. mühendis olarak bitirip doğup büyüdüğü küçük bir Karadeniz şehrinden İstanbul'a yakın akrabasının yanına çalışmaya geliyor. Ben ilk işe başladığımda lise mezunu kardeşi de diğer şubemizde çalışıyordu ve ayak uyduramadığı sisteme ben daha eğitim sürecindeyken veda edip evine geri dönmüştü ki hiç tanımama rağmen üzülmüştüm gidişine.Şimdi ise abisi 1 senelik zorlu mücadelede dayanamayıp akrabası olan işverenimizle tartışmış ve ayrılmaya karar vermişti.Duyduğumda çok üzüldüm ama asıl beni üzen gelip veda edişi oldu.
-Abla ben gidiyorum,dedi
-Gel sarılayım sana, Allah yolunu bahtını açık etsin inşallah dilediğin gibi olur her şey,dedim.
Tam merdivenlerden çıkarken de tartışmanın konusu olan olayın iyi durumda değiştiğini belirterek,
-Abla gördün mü bak o kadar şeyden sonra düzelmiş dedi.
-Boş ver sen üzülme,dedim

Gitti ama beni tuttu bir ağlama,gencecik yaşında geldiğin büyük şehirde tutunamayıp maalesef ki evine baba ocağına geri dönüyorsun.Kardeşim arayıp sen neden üzülüyorsun o çok mutlu eve gideceği için dese de ne bileyim.Gelirken kim bilir ne hayalleri vardı diye ailesinin ne beklentileri vardı,yakınıyla arası bozuldu ömürlük mesafe açtı bu durum diye başkası için ağlayıp duruyorum.

Bir daha birbirimizi görür müyüz bilemesem de canı gönülden diliyorum ki,inşallah istediği mutlu olduğu bir yol açılmış olur hayatında.Allah bahtını açık etsin.

14 Kasım 2019 Perşembe

Beni Kör Kuyularda...


Beni Kör Kuyularda Hasan Ali Toptaş’ın son kitabı,
Beni tanıyanlar bilir ki ben yazarı çok severim kendisiyle yıllar önce YALNIZLIKLAR kitabı ile tanışmış ve hayranlıkla bir çok kitabını okumuştum.En son 3 sene evvel yine bu zamanlarda KUŞLAR YASINA GİDER kitabı yayınlanmış bir çırpıda okumuş hayranlığımı kat be kat arttırmıştı.
Kitabın baskıda olduğunu bir süre önce öğrendim ve nasıl okuyacağım diye kara kara düşünmeye başladım çünkü 1 sene kendime kitap alma yasağı koymuştum. Bunu bilen bir arkadaşım sağ olsun ki ön sipariş ile kitabı temin etmiş. Tabi ki çok mutlu oldum.

Okumaya başlar başlamaz yazılanların esiri oldum toplamda 3 günümü aldı bitirmek. İş, ev, misafir üçgeninde iyi bile okudum.

Gelelim konusuna. Kitaba başlar başlamaz Güldiyar karakterinin esiri oluyorsunuz. Güldiyar'ın başına gelenlerin çözümlenmesini kitaba konu olan ailedeki karakterlerin başına gelmiş ve gelecek olanların açık açık anlatılmasını bekliyorsunuz. Ama nafile 240 sayfalık kitabın son sayfasına kadar, mübalağa etmiyorum inanın son sayfaya kadar her şeyin ortaya çıkmasını bekledim ama nafile. Hiçbir şey olmadı. Bu duruma üzülsem de kitabı, akıcılığını, anlatımlarını, uyandırdığı merakı çok sevdim.Her bir karakterin ayrı ayrı kitabı yazılır o kadar ilginçlerdi. Bazı karakterlerin var olma nedenlerini anlamasam da yine de çok sevdim özellikle de HALİL’i çok merak ediyorum.

Sonuç olarak itabın tanıtım bülteninde yazdığı gibi;

"İnsanlardaki seyir merakı,
bu merakın doğurduğu acımasızlık, habire dönen karanlık bir çark, çarkın öğüttüğü insanlar, yarım kalmış sevdalar
ve parçalanmış hikayeler…"


Hasan Ali Toptaş yazsın ben okurum,hep okurum ...

16 Ekim 2019 Çarşamba

Amaaan Ne Desem...

Günaydıııın, nasılsınız?
Ben bir garibim kötü desem değilim elhamdülillah iyi desem o da değil,bu günümüze hamd olsun demeli demek ki.
Hayattan istediklerimiz olmadığında sanki her şey kötü gidiyormuş hissi uyanır ya içimizde sanki benimkisi de öyle bir şey,eee iyi tarafından baksana çok şükür kötüye giden bir şey de yok.

Sabahları 6.30da kalkıyorum ya da kalkıyormuş gibi yapıp en geç 6.50de yataktan çıkıyorum,7.20de de evden ,bugün durağa yürürken sağımdaki yaprak yığınının içinden bir ses duymaya başladım hızla artan bir hışırtı kafamı çevirmemle minik bir farenin o yaprak sırasının içinde koştuğunu farkettim ki olduğum yerden 1 metre sola fırladım korkarak.Minicik bir şeysin ama yarattığın korku bir aslan gücünde :( Neyse bu sayede ya artık o yolu kullanmayacağım ya da o duvara o kadar yakın yürümeyeceğim daha karar vermedim.Sonrasında Mecidiyeköy metro istasyonunda yürürken merdivenlerden çıkan bir kadın bir erkek gördüm kadın öndeydi adam arkada birbirlerini tanımıyorlar ve adam döndü kadına 1 dal sigara uzattı kadın ürktü haklı olarak geri çekildi,adam yine uzattı kadın bir adım daha geri gitti hayır dedi adam tekrar uzattı kadın iyice uzaklaştı adamdan ve adam yoluna devam etti.Ya ne kadar garip insanlar var değil mi ve bu dünya da KADIN olmak ne kadar zor.Dengesiz bir adamın sabah sabah anlam veremediğiniz bir tavrı yüzünden irkiliyorsunuz ne gerek var ama işte yeni bir günün size ne getireceğini de tahmin edemiyorsunuz.
Söyleyeceklerim bu kadar.
Evimin balkonundan 6.30 -7.05 arası gün doğumu bırakıyorum size.
İyi seyirler,dostça kalın...